- İşeme bozukluğu var mı? (İdrarı tam boşaltamama hissi, idrar yaptıktan sonra rahatlama, idrarda yanma hissi)
- Psikolojik etkilenme var mı? (Çaresizlik hissi, Bu hastalığın tüm hayatını etkilemiş düşüncesi ya da depresyon belirtileri)
- Organa özgü (Prostatta hassasiyet, meniden kan gelmesi, sık sık idrara gitme)
- Enfeksiyon (İdrar kültürü negatif olduğu halde prostat sıvısının kültürünün pozitif olması)
- Nörolojik/sistemik semptomlar: Pelvis dışında olabilen ağrılar
- Hassasiyet (Bazı kas gruplarında hassasiyet ve ağrı (Özellikle perine bölgesi denilen apış arası—testislerin arkası ve makatın önü-)
- Cinsel fonksiyon bozuklukları (Sertleşme sorunu, cinsel soğukluk).
Kronik Prostatit Hastalığına Bütüncül ve Bilimsel Yaklaşım
Kronik Prostatit Hastalığı erkeklerin hayat kalitesini ciddi anlamda bozan ve çoğu zaman hastayı çaresizlik psikolojisine sokabilen ve kesin sebebi tam olarak açıklanamayan bir şikayetler toplamıdır. Bu makalemde 9 yıllık üroloji pratiğim sonucunda teşhis ve tedavisini geçekleştirdiğim 1000’den fazla hastamdan edindiğim tecrübemi ve bu konu hakkında en yetkin bilim adamlarının son makalelerinden öğrendiğim yenilikleri anlatmaya çalışacağım. (Yazının sonunda bilimsel makalelerin linklerine ulaşabilirsiniz).
Öncelikle bu hastalığın teşhisini koyabilmek için hastalığı iyi bilmek gerekiyor. Maalesef bu hastalık iyi bilinmediğinden tanısı yıllarca koyulamayabiliyor. Krigger ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmaya göre 50 yaş altındaki erkeklerin %2 ile %16’da bu hastalık vardır (1). Diğer bir problemde bu hastalık tam olarak tanınmadığından teşhis süresi ortalama 7 yıldır (2). Benim tecrübeme göre en az 6 ay ile 2 yıl arasında ancak teşhis konulabiliyor. Bu karmaşanın sebebi hastalığın her kişide farklı bir şekilde ortaya çıkması ve her hastayı değişik derecelerde etkilemesidir. Bazı hastalarda ısrarlı bir şekilde idrarda yanma, boşalırken testis ağrısı, sık sık idrara gitme, bacak ağrısı, penis içinde kaşıntı ve kötü bir his, testislerin arkası ile makat bölgesinin önünde ağrı ve dolgunluk hissi, sert zemine oturamama, kişinin hep o bölgeyi düşünmesi ve huzursuz olması, ereksiyonda azalma veya hiç olmaması, penisin baş kısmında karıncalanma, anlamsız agresiflik ve sinirlilik ve en önemlisi çaresizlik hissidir. Bazı hastalar intiharı düşünecek kadar çaresizdirler ve bu şikayetlerden kurtulmak için prostatlarını ameliyatla aldırmak bile isteyebilirler.
Bu kadar farklı bir şekilde kendini gösteren hastalığı teşhis etmekte gerçekten güç olmaktadır. Öncelikle prostatit olarak düşünülen hastanın sözünü kesmeden ve ciddiyetle dinlemek gerekmektedir. Çünkü bu hasta size gelmeden önce en az 2 üroloğa başvurmuş olmaktadır
Prostatit hastalığının muhtemel sebeplerini Cleveland Clinic’ten bu konu hakkında ciddi çalışmalar yapan Shoskes ve ark. (3 ) World Journal Üroloji Dergisinde şu şekilde açıklamışlardır;
Prostat ve mesanede doku hasarına neden olabilen; Enfeksiyon, travma, alerji ya da ilaç kullanımı, aşırı stres ve depresyondur.
Bunlardan biri ya da birkaçı aynı anda olabilmektedir. Bilinen yaygın ve tecrübeme göre yanlış olma ihtimali yüksek olan inanışa göre çoğu sebep cinsel yolla bulaşan bir hastalığın buna sebep olduğudur. Ama prostatitle ilgili yapılan sınıflandırmada en sık olan tipi; nonbakteriyel prostatit yani bakterilerin sebep olmadığı bakterilerdir. Bu yüzden çoğu zaman hastalardan alınan idrar örneklerinden herhangi bir bakteri üremez. Bilinen bir gerçek prostatta bir iltihabi sürecin olduğudur. Bir iltihap için her zaman bir bakteriye gerek olmaz. Örneğin vücudun immun sistemide aşırı bir stress ya da travma durumunda kemokin ve sitokinleri devreye sokarak o bölgede iltihap olmasına neden olur. Bu yüzden prostat masajında prostat iltihaplı olduğundan hastada ağrı olur ve bu esnada penisten gelen sıvı mikroskop altında bakıldığında lökosit hücreleri görülür. Sayı olarak 10 lökosit olması ya da daha fazla sayılması prostatit lehinedir. Gene klinik tecrümebe sadece lökositlere göre prostatitin var ya da yok demek tanı koymak için yeterli bir kriter olmadığıdır. Elbette kıymetli bir bulgudur ve hemen akabinde o sıvıdan örnek alıp PCR ile cinsel yolla bulaşan 14 ayrı mikroba bakmak tedaviyi planlarken bize yardımcı olacağıdır. PCR sonucunda bakteri çıktığında işimiz nispeten daha rahat çünkü o sonuca göre antibiyotik verebilmekteyiz. Sonuç negatif çıksa dahi en az 6 hafta antibiyotik verilmelidir. Shoskes yazısında antibiyotiğin bakteri olmasa da prostattaki iltihabı azaltabileceğidir o yüzden sonuç negatif çıksa dahi antibiyotik vermek yanlış bir yaklaşım değildir.
Prostatit hastası değerlendirilerken ve teşhis konulurken bu 7 kritere bakılmalıdır.
Tüm yazılar